“Belediyelerin Sosyal Medya ile İmtihanı: PR mı? İletişim mi?” Konusu Dijital Hayat’ta Masaya Yatırıldı

T.C Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Muharrem Kaşıtoğlu Dijital Hayat Programında Bilal Eren'in konuğu oldu.

6 Kasım 2015

belediyelerin-sosyal-medyayla-imtihanı

Her cuma TRT Radyo-1 de Teknoloji ve İnternet’in hayatımıza etkilerinin konuşulduğu, Bilal Eren’in sunumunu yaptığı Dijital Hayat programının bu hafta ki konuğu T.C Beykoz Belediyesi Başkan Yardımcısı Muharrem Kaşıtoğlu oldu.

Bilal Eren:  İletişimi hep çift taraflı olarak tarif ediyorlar. İlk önce dinlemeyi öğrenmek lazım vs. Sosyal medya da bunun için çok uygun bir iletişim mecrası. Özellikle duyurulardan çok, katılımın sağlanacağı bir platform. Sizce sosyal medyayı doğru kullanıyor muyuz?

Muharrem Kaşıtoğlu:  Güzel bir yerden sordunuz bu soruyu. Ben, sosyal medyayı, dijital iletişimi doğru kullandığımızı düşünmüyorum. Ama sorsanız böyle bir araştırma yapsanız özellikle belediyelere belediyelerin yöneticilerine şüphesiz ki büyük bir oranda “biz çok doğru ve etkin kullanıyoruz” diye cevap vereceklerdir.  Ancak gerçekler çokta böyle değildir. Bir kere bizim şunu ayırt etmemiz gerekiyor.  Sosyal medya bir iletişim aracı mı yoksa halkla ilişkiler aracı mı yoksa her ikisi birden mi? Birbirinden ayırmamak gerekiyor. Burada her ikisi birden kullanılmalı. Ama bizim belediyelerdeki ve birçok kamu kurumundaki anlayışımız sadece iletişim açısından bir kullanımının söz konusu olduğunu söyleyebilirim. Bu da çok ilginçtir aslında iletişim dediğiniz şeyde karşılıklı olarak yapılan bir şeydir. Doğrusu da budur. Ama biz iletişimi belediye olarak tek taraflı algılıyoruz. Biz bilgi veriyoruz, faaliyetlerimizi anlatıyoruz, bununla ilgili paylaşımlar yapıyoruz ve sosyal medyayı süper etkin harika kullandığımız kanısına varıyoruz. Ki bu doğru değil.

Bilal Eren:  Bir şeyi eksik yapıyoruz öylemi?

Muharrem Kaşıtoğlu: Kesinlikle eksik yapıyoruz. Ve hatta biz belediyeler ve yerel yöneticiler olarak vatandaşlarımızı sosyal medya üzerinden dinleyebilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Özellikle bugün kırk yaş altının sosyal medyayı ve dijital platformu çok sık kullandığını düşünürsek ve biz siyasetçiler olarak da gençlere yeterince ulaşamadığımızdan yola çıkarsak bunun gereğini yapma noktasın da verimsiz olduğumuzu kabul edebiliriz. Araştırmalar bu sonucu bize vermektedir.  Kırk yaş altına ulaşmanın en kısa en kestirme hatta en beleş yollardan diyebileceğimiz yolu sosyal medyayı kullanmaktan geçer. Bunun için Amerika’yı keşfetmeye gerek yoktur.  Sosyal medya gibi önümüzde büyük bir imkan vardır. Bu bir deryadır. Bunu kullanmak noktasında sıkıntılarımız olduğunu net olarak söyleyebilirim.

Bilal Eren:  Belediye içinde nice şeyleri kaçırabiliyoruz. Belki bir vatandaş size ulaşacak ve bir projesini sunacak veya sizin yaptığınız bir hizmete katılacak ve bir katkısını koyacak. Bilmiyorum söylediklerime katılır mısınız?

Muharrem Kaşıtoğlu:  Kesinlikle  katılıyorum. Bir araştırmada ilginç sonuçlar çıktı. Belediyeler duyurularının çoğunu pankartlı afişlerle yaparlar. Pankartlı afişlerle yapılan duyuruların oranı sadece yüzde ikiymiş. Bunlara çok ciddi masraf yapılır ama vatandaşa ulaşma oranın yüzde ikileri geçmediğini görüyoruz.

Bilal Eren: Neden asıyorsunuz peki hala? 

Muharrem Kaşıtoğlu:  Bu bir alışkanlık haline geldi ki biz bu araştırmadan sonra bunu bayağı azalttık. BİZ buna ciddi olarak dikkat ediyoruz. Ve birçok belediyenin yaptığı gibi sosyal medya aracılığıyla da duyurularımızı yapmaya devam ediyoruz. Az öncede söylediğim gibi sosyal medyayı interaktif kullanmamız gerekiyor. Vatandaşı oradan dinlemeliyiz. Bizim belediyeler ve yöneticileri olarak biraz sukut edip vatandaş ne diyor ne anlatıyor, özellikle gençler neden bahsediyor ne anlatıyor dinlememiz gerekiyor. Bugün bir miting yapsanız gençleri oraya getirme imkanınız çok azdır. Ama sosyal medya üzerinden gençleri örgütleme onları bilgi sahibi yapma gençleri de yönetime dahil etme yolunu seçerseniz çok daha etkin yol alabileceğinizi net olarak söyleyebilirim. Gençlerin sosyal medya üzerinden fikirlerini alınıp cevaplar verildiğinde ne kadar mutlu olduklarını, motive olduklarını, çok fanatik bir belediye taraftarı olabildiklerine ben şahidim.

belediyelerin-sosyal-medyayla-imtihanı-01

Bilal Eren: Yapmayı düşündüğünüz böyle örnekler var mı?

Muharrem Kaşıtoğlu:  Var tabi ki. Zaman zaman facebook’u yeterli olmasa da Türkiye ortalamalarının üzerinde iyi kullandığımı düşünüyorum. Ben iki şey yapıyorum, birincisi facebook takipçilerimi zaman zaman birer birer bazen ikişer üçer gruplar halinde kahve içmeye davet ediyorum. Onları belediyeye davet ediyorum bazen dışarıda buluşuyoruz. Özellikle parlak fikri olanlar kendilerini belli ediyorlar. Onları öncelikli çağırıyorum. Saatlerce sohbet ediyoruz. Oradan çok çarpıcı şeyler ortaya çıkıyor. İkincisi yine takipçilerim içerisinden ta da takipçim olmasa da sosyal medyada belediyeye karşı muhalif  kimlik benimseyenleri de arıyorum şaşırıyorlar. Onları da davet ediyorum konuşuyorum. Muhalifler çağrıldıktan sonra muhattap alınmaktan inanılmaz memnun oluyorlar. Ve bunlar genelde etkin insanlar oluyorlar. Sonra gidiyorlar birkaç gün sonra bir iki hafta sonra belediyenin hizmetlerini anlatma noktasında en iyi iletişim araçlarımızdan biri haline geliyorlar. Önemsemek açısından muhattap almak açısından dost edinebilmek açısından  da çok etkin bir araç olduğunu ben tecrübelerimle ortaya koydum.

Bilal Eren: Katılımı sağlamak onlara görev vermek  açısından da çok önemli. Biz geçen hafta bir haber yaptık  o haberde şöyleydi; Los Angeles ‘ ta tam ismini hatırlayamadığım bir belediye her sokak lambasına bir sorumlu atamış. Her gün kontrol ediyor. Sokak lambası bozulunca ve ya yanmayınca twitter da bir grup kurmuşlar yetkili kurum nereyse oraya bir twet atıyor ‘benim sorumlu olduğum on sekizinci sokak lambası yanmıyor’ diyor ve bir ekip gelip ilgileniyor. Aslında katılımı sağlamak açısından insanlara yetki görev vermek etkili olabiliyor.

Muharrem Kaşıtoğlu:  Bu ücretsiz eleman istihdam etmek gibi bir şey. Birde o insanın motivasyonunu düşünün. Şehrine yaşadığı bölgeye bir katkı sağlayan adam olduğunu hissetmesi  son derece önemli. Net olarak söylüyorum yeni nesilin önemsenmeye ihtiyacı var muhatab alınmaya ihtiyacı var. Yeni nesilide muhatab almanın en etkin ve kestirme yolu dijital platformları ve sosyal medyayı kullanmak çünkü bu  çocuklarımız burada. Biz onlara buradan ulaşabiliyoruz.

Bilal Eren: Belki de belediyenin ulaşmak için efor sarf ettiği insanlar olabilir. Mesela engellilere, muhtaçlara, çevre duyarlılığındaki gruplara ulaşma ve o organizasyonları da buradan yapma ve bilinçlendirme bu yolla sağlanabilir. Sizin böyle çalışmalarınız var mı?

Muharrem Kaşıtoğlu: Ben Beykoz belediyesinin sosyal birimlerinin sosyal içi faaliyetlerinin müdürlüklerinin bağlı olduğu  başkan yardımcısı olarak da görev yapıyorum. Sosyal medya üzerinden  benim facebook hesabıma mesaj atıp en azından hayatına en az yirmi kişini hayatına o mesajlar sonucu giderek dokunarak onların yaşamlarında belediye olarak çok önemli artılar sağlama imkanı bulduk. Bunu kısaca anlatmam lazım bu önemli, bir tanesi belediyenin önünde yolumu kesti çekingen bir bayan kardeşimizdi.  Başkanım bir şey soracağım dedi. Ben sizi sosyal medyadan takip ediyorum. Özellikle hastalara, engellilere, dezavantajlı insanlara ziyaret etmenizden çok etkileniyorum.  Benim babam ileri düzeyde kanser hastası benim babamı da ziyaret eder misiniz dedi. Beni facebook dan bulmuş oradaki fotoğrafımdan belediye çıkışında beni tesadüfen tanımış.  Biz gittik babasıyla ilgilendik, zaman zaman ziyaret ettik. Bunun gibi örnekleri ben çok artırabilirim. Sosyal medyanın buna o kadar çok katkısı var ki. Beykoz belediyesi hayır yapacağımız insanlara sosyal medyanın katkısıyla ulaşmış oluyor. Biz bu hizmeti götürmede sadece aracıyız. Sosyal medya üzerinden çok da dua alıyoruz.

Bilal Eren:  Bazı belediyelerimiz sosyal medya üzerinden halk günü yapıyorlar. Örneğin tuzla belediyesi yapmıştı. Her hafta birimler halkla organize oluyor ve bir yerde toplanıp sorunları dinliyorlar. Buraya sosyal medya üzerinden de ulaşılabiliyordu.  Katılımı sağlamak açısından halk günü organizasyonu da yapılabilir.

Muharrem Kaşıtoğlu: Beykoz belediyesi olarak halk günlerini Perşembe günleri klasik yöntemlerle yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde bizimde planlarımız dahilinde olan bir şey yapacağız. Özellikle sosyal medya kullanıcı olan gençleri bir salonda beş yüz ve ya yedi yüz tanesini bir araya getirerek yüz yüze tanışmanın artılarını da orada ortaya koyarak onlarla birebir yapmak istiyoruz. Ama belediyenin temel sorunun şu, siz çıkın belediye başkanlarına ya da ilgili başkan yardımcılarına ya da ilgili müdürlere ya da belediyelerin sosyal medya uzmanlarına sorun ‘sosyal medyayı nasıl kullanıyorsunuz?’  yüzde yetmişi ‘biz şahane mükemmel eksiksiz kullanıyoruz’ gibi çok abartılı bir şekilde hem bireysel hemde kurumsal olarak söylerler. Ama ben buna hiç katılmıyorum. Sebebi ise etkin kullanmanın en temel yolu nedir? Bu işle görevlendirdiğin elemanlarının donanımlı olması gerekir. Sosyal medya konusunu çok iyi biliyor olmaları gerekir. Ama ben belediyede çalışan bu insanların yeterince donanımlı olmadığını birebir biliyorum.  Onların eğitimine kişisel katkı sağlayacak eğitimlere onları göndermiyoruz.  Donanımlı hale gelmesini sağlamıyoruz. O adama yatırım yapmıyoruz.

Bilal Eren: Bu öz eleştiriyi yapmak da çözüm için önemli bir adım.  Şunu da görüyorum özellikle kamuda alt üst ilişkisinden dolayı belirli prosedürler var. Bir çalışma yaparken mutlaka izin almanız gerekiyor. Bu internet dediğimiz şey o kadar hızlı gelişen merkeziyeti olmayan bir şey ki anında cevap vermeniz harekete geçmeniz kriz anında çözüm üretmeniz lazım. Kamuda ki sıkıntılardan biri kamuda alt üst ilişkisinde geçen zaman devletin yavaş çarkları arasında belki de olağan akışında. O kriz anları için belki de çözüm üremek lazım.

Muharrem Kaşıtoğlu: Bizim sosyal medya birimimiz bize bir gün önce gelen şikayetleri sorunları ilgili başkan yardımcılarına gönderiyorlar.  İlgili başkan yardımcısı da onu ilgili müdürüne ve ya şefine soruyorlar. Bizde ilgili birime gönderiyoruz onlarda vatandaşa bilgi veriyorlar.  Böyle bir işleyişimiz var. ben özel sektörden geldğim için kamunun o hantal yapısını tam öğrenmediğim zamanlarda o yoğunluk içerisinde sosyal medya üzerinden gelen tüm şikayetlere araştırıp hemen cevap veriyordum. Bir süre sonra ilgili arkadaşlar halk bundan çok memnun olduğu için bütün şikayetleri bana göndermeye başladılar. Benimle alakası olmayan meselelerde bana geliyordu. Bu sefer anormal bir iş yükü ortaya çıktı. Herkes hakkıyla kullansa vatandaş memnuniyetini burada yakalarız. Ve seçim zamanlarından sokağa çıkıp kapı kapı gezmeye gerek kalmaz.

Bilal Eren: Siz bunu kişisel olarak becerdiniz ama en büyük engel galiba bunu kurumsal hale getirmek. Sadece vatandaşa cevap anlamından değil olaylar üzerinden açıklamada yapmak gerekiyor. Örneğin Suruç’ ta ki bombalama olayından sonra açıklamadaki geç kalma ve ya eksiklikler, Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı Melih Gökçek seçimden bir gün önce trt habere birçok önemli bazı belgeler açıkladı. Aslında belki de onu oradaki yerel yöneticilerin yapması gerekirdi. O kendisi olaya ilgisinden dolayı açıklama yaptı. Sadece hizmet anlamında değil belediye içindeki görev kapsamında olaylarında hızlı açıklanması anlamında vatandaşa duyurma konusunda sosyal medya çok önemli bir yer. 

Muharrem Kaşıtoğlu: Belediyeler özelinde sorduğunuz bu soruyu ben emniyet teşkilatımızın gezi olaylarından başlayarak ellerinde çok ciddi bilgiler doneler olmasına rağmen bunları halka anında anlatma noktasında son derece yetersiz olduğunu gördüm. Belki sonradan belgeler ortaya koyuluyor ama on gün bu mesele Türkiye’de konuşulup bir takım değerlerin yıpranması söz konusu olduktan sonra yapılıyor. Sosyal medya dediğimiz şey kamuda belediye yönetiminde pek çok artı getiriyor. Gerçek anlamda bun unla ilgili samimi ve şeffaf paylaştığınızda daha hesap verile bilinir oluyor. Bir hizmet yapıyoruz ve onun kusursuz olduğunu zannediyoruz. Bu hizmetle ilgili halktan geri dönüşleri aldığımızda aslında onun mükemmel olmadığını, bazı yerlerde eksiklikler olduğunu halk söyledikten sonra fark ediyoruz.  Bunu önemseyip bu bilgi akışına dikkat edersek onu kısa sürede halka daha faydalı hizmet haline dönüştürürüz. Devletin kaynaklarında bunu daha verimli kullanmayı da sağlıyor. Bunlara dikkat etmek lazım.

Bilal Eren: Bir de dijital ortam tamamen sayısal ortam olduğu için siz dediniz ki yüzde iki pankarta bakıyor. Buna göre pankarta kaç kişinin baktığını ölçmek analitik olarak çok mümkün değil. Ama sosyal medyada sizin attığınız bir içeriğe kaç kişi yorum yapmış çok detaylı istatistiklerle görüp bir veri elde edebiliyorsunuz.

Muharrem Kaşıtoğlu: Tabi ki ölçülebilir olmasının şansıda var. mesela kamu kaynağını ben burada facebooka mı twittera mı yada instagrama mı kullanayım neye ağırlık vereyim hangi yerde ağırlıklı olarak kullanayım hangi yerde daha popüler daha fazla ilgi görüyor hangi yerden daha fazla geri dönüşler alıyoruz bunu tespit etmek açısından da bu önemli. Belediyeler olarak pankartlara harcadığımız paranın yüzde birini harcayarak inanılmaz bir sosyal medya ağı kurabiliriz. Ve sonuç odaklı olur. Geri dönüşler aldığımızda biz çok konuşmaktan ziyade takipçilerimizin konuşmalarını dinlemek ve bunun gereğini yapmak politikasını hayata geçirirsek o belediyenin önünde kimse duramaz.

Bilal Eren:  Sanırım ileri ki zamanlarda projelerinizde olacak ben bunu görüyorum.

Muharrem Kaşıtoğlu:  Evet. Kamu ile özel sektör arasında çok büyük fark var. Bir şey düşünebiliyorsunuz ama buna karar verip uygulamaya koymak zaman alıyor. Onaylar ve argümanlar gerekiyor. Biz bunların hepsini düşündük. Yüzde ellisini hallettiğimizi düşünüyorum. Belediye başkanımızla yetkili organlarla bunun fikir alışverişini yapıp Türkiye’de sosyal medya kullanım alanında Beykoz Belediyesi çok çarpıcı bir belediye olacaktır.

 

 

trtradyo1
Bizi Takip Edin

Bu habere yorum yap