Dijital Hayat’da “Oynatmaya Kaç Bayt Kaldı” Konusu Konuşuldu

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Canan Dijital Hayat Programında Bilal Eren'in konuğu oldu.

18 Eylül 2015

oynatmaya-kac-bayt-kaldı

Her cuma TRT Radyo-1 de Teknoloji ve İnternet’in hayatımıza etkilerinin konuşulduğu, Bilal Eren’in sunumunu yaptığı Dijital Hayat programının bu hafta ki konuğu Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Canan  oldu.

Bilal Eren: Sosyal Medya bizi daha mı sinirli yaptı?

Sinan Canan : Aslında sinirli olmak için bahane arıyoruz. Bu modern hayatın bizi sinirli yapma gibi bir özelliği var dolayısıyla biraz sosyal medya da tabi ki kimi zaman körüklüyor aslında doğru kullanıldığı zaman iyi de geliyor ama biz genellikle bunu en kolay yoldan kullanmayı tercih ediyoruz.  Önce bir ufak düzeltme yapayım aslında bu konuda uzman olmak sosyal medya uzmanlığı gibi bir uzmanlıktan ziyade beyinle ilgili çalıştığınız için mecburen güncel hayatta bu beynin doğru nasıl kullanılacağına dair bir sürü şey öğreniyorsunuz ve bunların tam ortasında da şuan da hayatımızı kaplayan, bizim de her gün kullandığımız sosyal medya var. Dediğim gibi yani biz de bunu her gün kullandığımız için sonuçta bununla ilgili bilgi geliştirmek durumunda kalıyoruz hani bu işin extra bir uzmanlığı var mıdır bilmiyorum ama beyinle ilgilendiğiniz zaman mecburen bu konuyu da o açıdan analiz etmeye çalışıyorsunuz. ben de özellikle insan davranışlarına dair bildiğimiz şeyleri, psikolojide biriktirdiğimiz şeyleri bu alanda kullanmaya çalışarak açıkçası bu çok önemli nimeti diyeyim hani internet ve sosyal medyayı nasıl doğru düzgün kullanabiliriz buna kafa yoruyorum, aslında yapmaya çalıştığım iş bu.

Bilal Eren: Peki hocam sizin uzmanlık alanınızdan başlayalım bu beynimizi nasıl etkiliyor?

Sinan Canan: Şimdi şöyle, birincisi iletişim insanoğlunu diğer canlılardan son derece üstün yapan bir şey. Biz bireyler arası iletişim konusunda diğerlerinden çok daha yetenekli bir beyine sahibiz. Özellikle ön beynimizin gelişmiş olması  binlerce,milyonlarca insanın belli görüşler etrafında, belli amaçlar doğrultusunda toplanmasını, irtibat kurmasını, birlikte hareket etmesini ve maalesef hem çok büyük yıkımlar yapmasını hem de çok güzel imar faaliyetleri çok büyük medeniyetler kurması  mümkün .Günümüzde bunun pek doğal olmayan yoluyla karşı karşıyayız. Öncelikle şunu söyleyeyim teknolojiyi biz icat ettik,  bilgisayarları biz yaptık,  interneti biz bulduk ama o kadar yoğun bir bağlantı ve bilgiye o kadar hızlı erişim var ki yüz binlerce yıldır bu işte tabi ortamda dünyada yaşayan bir canlı türü olarak insanoğlu kendi icat ettiği bu teknolojinin getirdiği yeni dünyaya hazır değil. birinci sorunumuz buradan kaynaklanıyor. çok hızlı bizim için düşünmeye bile vaktimiz kalmıyor. şöyle bir hesaplama yapılmıştı bir kaç sene evvel; işte bir şuanda sıradan bir web sayfasının tamamının içerdiği bilgi miktarı orta çağda bir insanın ömrü boyunca öğrenebileceği bilgiden çok daha fazla. şimdi bu bombardımanın üzerine de geldiği zaman işte yüz binlerce yıldır atalarımızın kullandığı tabiatta gayet güzel yaşadığını beyin devreleriyle onları kullanarak bununla başa çıkmaya çalışıyorsunuz. e tabi ki bu da bazı kısa yollar bulmanızı, bazı olumsuz şeyler yaşamanıza netice veriyor. Bizim aslında sosyal medyayla yaşadığımız temel sorun bu. şimdi aranızda bir monitör, bir sanal bağlantıyla insanların tamamına bir şekilde ulaşabilme imkanına sahip bugün insanların büyük bir kısmı. bunu tabi ki her türlü koşulda kullanmak mümkün ama  bir tane özel örnek üzerinden isterseniz bir örnek vereyim mesela bazen öğrenci arkadaşlarımız özellikle siyasi tansiyonların yüksek olduğu zamanlarda, belli gerginliklerin yaşandığı zamanda ben kendi  görüşlerimi ifade ediyorum. Bir şekilde bir şeyler yazıyorum kendince insanlara bir uyarı yapmaya çalışıyorum. mesela bire bir görüştüğümüz öğrenci arkadaşlarımız yada tanıdıklarımız o kadar sert ifadelerle yükleniyorlar ki tanıyamıyorsunuz. Ertesi gün karşı karşıya geldiğimizde başka bir adam ile konuşuyormuşum gibi özür dileme ortamı oluşuyor ve insanlar farklı bir moda giriyorlar. Bu tip örnekleri muhtemelen herkes yaşıyordur, benim gençlere her zaman tavsiyem İnternet ortamında ciddi tartışmalara girilmemesi yönünde. Sebebi de şu, biz birebir iletişim yani gerçek bir iletişim için tasarlanmış bir beyine sahibiz insanların sadece sözleri ile yada yazdıkları ile kanaat getirmiyoruz. Ancak İnternet’e baktığınızda özelde Twitter da 140 karakter ile derdinizi anlatmanız veya birisinin derdini anlamanız gerekiyor ve bu çok olası bir durum değil. Bu şekilde bir durum oluşunca ve araya bazı sanal karakterler girdiği zaman normal de insanlar ile kurduğunuz ilişkilerde ki nezaket kuralları maalesef tamamen devre dışı kalıyor.

Bilal Eren : Yazarken daha mı kolay çirkinleşiyoruz?

Sinan Canan: Tabi ki. Çünkü nezaket kurallarını ve toplumsal kuralları uygulamak için veri elimizde olmuyor. Karşımızda ki insanı görmüyoruz onunla birebir temas kurmuyoruz. Şöyle düşünelim ünlü bir film yıldızı ile yolda karşılaşsanız nasıl davranırsınız, Twitter da nasıl davranıyorsunuz? Bu iki durum arasında ki farkı hemen bir bakışta anlamak mümkün.

Bilal Eren: Gençler bu ani iletişime karşı nasıl önlemler almalı?

Sinan Canan: Bu şekilde sorularla ile karşılaşınca ortak bir cevap vermeyi tercih ediyorum. Nasıl sağlıklı yaşayabiliriz? Nasıl daha iyi iletişim kurabiliriz? gibi sorularının altında aslında çok basit bir mantık yatıyor. Bundan 100.000 sene önce yaşayan insanı düşünelim bu insan günde ne kadar çalışmak , ne kadar bilgiyi hatırlamak ve ne kadar kişi ile iletişim kurmak zorunda idi daha da önemlisi ne yiyor ne içiyor ve ne kadar hareket ediyordu sorularını düşünmemiz gerekiyor.

Bu soruları düşündükten sonra şuna varmaktayız, bizim bedensel ve zihinsel ayarlarımız modern teknolojilerin icat edilmediği zamana ait, biz biraz kendi kapasitemizi zorlayacak teknolojileri icat etmek ile meşgulüz. Bu teknolojiler olmadan önce tabiatta gayet rahat yaşıyorduk. Tabi ki insanlığa özgü sorunlar yine mevcuttu ancak minimum seviyede idi ve gün geçtikçe artarak ilerlemekte. Bu sorulara ortak olarak verdiğim cevap ise; “Gerçek hayat ile ne kadar fazla temas halinde olunursa bu tip dezavantajlardan da bir o kadar uzak kalınmış olur.”

Bilal Eren: Bu bahsetmiş olduğunuz konuları Twitter hesabınızdan paylaşıyor musunuz?

Sinan Canan: Tabi, ben sıklıkla Twitter hesabımdan paylaşımda bulunuyorum hatta bazen tepki ile karşılaşıyorum “hocam bu nedir sürekli öğreten adam” gibi tepkiler de alıyorum.  Bende kendilerine; “Yaşımız 40’ı geçti artık romantizm ve aşk ile ilgili paylaşım yapacak halim yok, biraz yaşanmışlıklarımız dan damıttığımız bilgileri paylaşmaya çalışıyorum” diye cevap veriyorum. Bizim Mbeyin diye bir oluşumumuz var burada da esas yapmaya çalıştığımız şey beynimizin gizemleri üzerine yani kendi gizemlerimiz üzerine kafa yorup daha insancıl ve daha kaliteli bir yaşamı nasıl gerçekleştirebilir diye önce kendimize sonra insanlara anlatmak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

trtradyo1
Bizi Takip Edin

Bu habere yorum yap