Dijital Hayat’da Sosyal medya ve spor ilişkisi Konuşuldu

Gazeteci ve Basketbol yorumcusu Kaan Kural Dijital Hayat Programında Bilal Eren'in konuğu oldu.

5 Eylül 2016

Her cuma TRT Radyo-1 de Teknoloji ve İnternet’in hayatımıza etkilerinin konuşulduğu, Bilal Eren’in sunumunu yaptığı Dijital Hayat programının bu hafta ki konuğu Gazeteci ve Basketbol yorumcusu Kaan Kural oldu.

Bilal Eren: 65 ülkede bir anket yapılmış, özellikle sporu sevenlerin sosyal medya kullanımı ile ilgili. Tv başında spor müsabakasını mutlaka %83ü aynı zamanda sosyal medyada takip ediyor. Bu kadar yoğun bir kullanımı var. sizde kabul eder misiniz bu oranı?

Kaan Kural: Tabiî ki kabul ederim ve şahidim aynı zamanda. Her şeyden önce spor bir heyecan, bir rekabet ve o an bir sürü duygunun tetiklendiği bir ortam. Bunu birileriyle paylaşma ihtiyacından daha doğal bir şey yok. Mesela arkadaşlarınızla bir spor karşılaşması seyrediyorsunuz, aynı görüntüyü izlemenize rağmen ‘abi golü gördünmü deriz birbirimize’. Onu paylaşamak, o hissiyatını insanlara aktarmak istiyorsun. Sosyal medyanın en güzel yanı, sadece aynı ortamda olduğun insanlara değil sosyal medyada bağlantılı olduğun insanlarla paylaşma hissini tatmin ediyor. Bu yüzden de spor izleme keyfinin nerdeyse artık bir parçası oldu. Çok daha fazla arttırdı bu keyfi aynı zamanda.

Bilal Eren: Herhangi bir müsabakayı izleyenlerin %63ü aynı anda sosyal medyadaymış o an.

Kaan Kural: o anda farklı yerde olanlarla duygularını paylaşabiliyorsun. Onlardan geri dönüşleri alabiliyorsun.

Bilal Eren: siz birde çok sık gidiyorsunuz. Bizzat salonda görüyorsunuz Avrupa da olsun Amerika da olsun. Bu özellikle teşvik anlamında nasıl bir şeyler var tecrübelerinizi sormak istiyorum.

Kaan Kural: sosyal medyada insanlar kendi duygu ve düşüncelerini paylaştığı gibi aynı zamanda kendi ürettiklerini de paylaşabiliyorlar. Böylece yaratıcılığını veya kendi bakış açını bir çeşit dijital sanat olarak insanlara aktarabiliyorsun. Mesela dün bir karşılaşma oynandı. O karşılaşmada lebron james’in yaptığı şeyler üzerinden 30 saniyelik bir klip hazırlayıp onu kendi sosyal meyde hesabı üzerinden paylaşıp, hem lebron’un dünkü başarısını bir şekilde paylaşmış hem de kendi yaratıcılığıyla onu nasıl gördüğünü dijital bir sanatla ifade etme imkanı veriyor doğal olarak.

Bilal Eren: Bunu NBA’in yönetim merkezi mi yapıyor?

Kaan Kural: Hem kurumsalı yapıyor hem de amatör olarak herkes yapıyor. Yarı profesyonel youtuberlar, kendi kitlesi olan insanlar. Herkes yapıyor ve herkesin yapabilmesi için bütün imkanlar ortada zaten. Ben bazen kendi fikirlerimi paylaşırken twitter üzerinden gerek amatör gerekse kurumsal sayfaların paylaştığı görüntüleri paylaşıyorum ki söylediğim şeyin görsel bir parçası beraberinde gelsin.

Bilal Eren: Türkiye de sizden takip ediyor bunu. Etkileşime bakıyorum, o konuda çok interaktifsiniz.

Kaan Kural: 2002’den beri ben anlattığım için orda biraz mihenk taşı gibi oldum.

Bilal Eren: Kaan Kural deyince NBA akla gelir. Peki bunu artık içselleştirmişler mi?

Kaan Kural: özellikle biraz yaş grubuyla alakalı. NBA izleyen kitlenin çok önemli bir grubu soysal medyayı aktif kullananlar ile çok örtüşen bir grup. O yüzden sosyal medyada çok daha aktifler. Daha genç ve mobil teknolojilerin yakınında olan kitle NBA çok daha fazla takip ediyor.

Bilal Eren: bir anlamda spor pazarlaması denebilir mi?

Kaan Kural: aslında spor dünyası demek daha uygun olur. Yada spor paylaşımı. Pazarlamadan çok yayılma demek gerekiyor. Yayıldığın zaman pazarlanmış oluyorsun aslında. Amerikan futbol ligi önce kendi yayın haklarının amatörler tarafından kullanılmasına izin vermiyordu. NBA ilk günden itibaren görüntülerin herkes tarafından kullanılmasına izin verdi sosyal medyada.

Bilal Eren: bu çok kritik bir karar.

Kaan Kural: çünkü herkes önce bunlar milyar dolarlık yayın hakları bunları niye veriyorsunuz dedi. Sonra NBA bu tip küçük ve kısa görüntülerini yayılmak için ve tanıtmak için çok daha iyi bir fikir olduğunu, insanları çok daha fazla çektiğini tespit etti. Şimdi diğer bütün spor müsabakaları artık bu tip küçük görüntüleri 2.5 dakikalık özetleri herkesin kullanmasına izin veriyor. Mesela Türkiyede de benzer tartışmalar var. futbol liginin özet görüntüleri yayınlanmıyor. Bunlar çok büyük paralara gidiyor. Tabiî ki ekonomik yaklaşıyor herkes olaya. Fakat görüntülerin paylaşılması yaygınlaşma ve insanların ilgisini canlı tutmak için çok gerekli bir şey. Türkiye’de futbol zaten yeterince ilgi uyandıran ve insanları çeken bir şey olduğu için bu görüntüleride bedava vermek istemiyor görüntü sahipleri. Ama bence elde edilen değerden daha büyük bir gelir sağlamak yerine elde edilen geliri büyütmek daha iyi bir fikir.

Bilal Eren: markayı da büyüten bir şey değil mi?

Kaan Kural: sadece markanın büyümesinden öte bir şeyde var. insanların sürekli kendini bunun bir parçası olarak hissetmesi ve bundan beslenmesi aynı zamanda bunu beslemesi. Her hangi bir maçın görüntülerini verirseniz. O bir maç görüntüsü onun özetini de çıkarabilirsiniz ama binlerce amatör insan buradan harika bir kolaj yapıp o maçı çok başka bir şekilde görmemizi sağlayacak klipler, parçalar gösterebilir. En basit örneği; tabiî ki NBA çok profesyonel olduğu için çok iyi editörleri var. saatlerce çalışan çok yetenekli ve iyi ekipmanlarla çalışan editörleri var. harika promosyon videoları hazırlıyorlar. Seyrettiği zaman ağzı açık kalıyor insanın. Bir tane Türk genç vardı onun editörlüğünü yaptığı videoları görseniz hayran olursunuz. Amerika da çok daha fazla örnekleri var bu işi amatör yapanların. En iyi maç özetlerini amatörler hazırlıyor.

Bilal Eren: birde şunu görüyorum ben; çok fazla duvar olmak da manasız çünkü bir periscope gerçeği var. siz isteğiniz kadar yasaklayın vermeyeceğim deyin, insanlar televizyonun karşısına geçip bu uygulamadan paylaşabiliyorlar. Bizde Türkiye de futbol liginde şahit oluyoruz. O ihaleyi alan grup hiçbir şey yapamıyor o zaman.

Kaan Kural: bu işin çok büyük mali getirileri ve götürüleri var ama sonuçta insanlar özellikle belli bir maddi imkanın üzerine çıktıktan sonra bu işin en keyifli halini izlemek istiyor. İmkanınız yoksa periscopetan seyredebilirsiniz. Fakat bu bir keyif. Fakat bu keyfi en iyi şekilde almak için HD bir şekilde güzel bir görüntüde izlemek istenir. Ben şahsen öyle izliyorum. Benim için bu büyük bir keyif. Açıkçası küçücük bir ekranda 360p yada 480p görüntü beni tatmin etmiyor artık. Zaten yılda kaç tane maç izliyorum. Buda en iyi haliyle olsun istiyorum. İmkanım olmasa periscopetan izlerim tabiî ki. Daha önce seyrettiğimde oldu.

Bilal Eren: söylediklerinizden şunu anladım; Türkiye’de de bu işin mutlaka amatörler tarafından kısa görüntülerle de olsa pazarlamasına veya sizin tabirinizle yayılmasına izin verilmeli.

Kaan Kural: bence kesinlikle öyle. Her şeyden önce içeriği zenginleştiririz.

Bilal Eren: sosyal medyanın spora da katkısı olmuş olur. Peki şöyle bir tartışma okudum ben şiddetide sonlandırmada veya tetiklemede; 2 farklı görüş var. Buna sosyal medyanın etkisi var. oradan kahramanlara, ünlü kişilere linç girişimleri, küfürler oluyor. Siz buna katılıyor musunuz olumlu ya da olumsuz.

Kaan Kural: çok katılıyorum. Zaten her şey paylaşımın artmasına bağlı. Ben mesela sizinle bir tartışma yaşıyorum, sizin bir hareketinizi beğenmiyorum. Sizi rahatsız eden bir şey söylüyorum. Birebir söylemek var birde bunu sosyal medyadan herkese duyurarak söylemek var. böylece aslında çok küçük olan şeyleri çok daha geniş kitleye yayıyorsunuz. Olumlu şeylerde yayılıyor doğal olarak olumsuz şeylerde yayılıyor. En kötü tarafı sosyal medyanın herhangi bir kitlesi olmadığı için gerçek ve uydurulmuş bir içerik bazen birbirine çok karışabiliyor. Sosyal medyada ‘kesin bilgi yayalım’ tabiri vardır ya. Kesin olmayan paylaşımlar yüzünden inanılmaz bir bilgi kirliliği, o bilgi kirliliğinin üzerinden tetiklenmiş negatif veya pozitif onlarca duygu oluyor. O biraz tabi sorunlu.

Bilal Eren: arsen venger bir yayında twitter başa bela demişti. Dikkatimi çekmişti hatta kendi soysal medyamdan da takip etmeye çalışmıştım oradaki tartışmayı. Demek ki sadece bizim ülkemizde değil tüm dünyada böyle.

Kaan Kural: onun çok fazla örnekleri var. mesela Amerika da talk showların en önemli bölümleri acımasız twitler. Ünlülere gelen acımasız tabirleri gösteriyorlar. Kendi twitter hesabımdan biliyorum yüz yüze hayatta söylenemeyecek en ilkel, en bastırılmış, en acımasız duyguların dışarı çıktığı yerde oluyor. Terside olabiliyor tabi. Abartılı övgüleri de görüyoruz bazen.

Bilal Eren: Amerika’da basketçiler bu durumla hukuki olarak uğraşıyorlar mı var mı gözlemleriniz?

Kaan Kural: genelde sosyal medya hesaplarının pek çoğunun arkasında kimin olabileceğini bilmediğiniz için birebir mücadele edebileceğiniz bir alan değil aynı zamanda sosyal medyada gelen bir reaksiyona tamamen yanlış bir bilginin yayılmasını engelleyebilirsiniz. O bilginin yanlış olduğunu belirten bir yazı yazarsanız açıklayabilirsiniz. Fakat birebir gelen tepkiye karşılık vermek hiçbir zaman iyi bir sonuç vermiyor. Bataklığın içine girersen batıyorsun bir şekilde. Hiç reaksiyon vermemek en iyisi. Zaten insanlar belli bir süre kendi duruşlarını korurlarsa hayatta nerde olduklarını göstermiş olurlar.

Bilal Eren: sizin sadece basketbol değil bir çok spora ilgi duyduğunuzu biliyorum ve takip etmeye çalışıyorum. Teknolojinin sporda kullanılmasını nasıl buluyorsunuz?  Örneğin go çizgisi teknolojisi. Bu tip teknolojiler sporun ruhunu bozar mı?

Kaan Kural: niye bozsun. Bundan 50 yıl önce meşin yuvarlak dediğimiz meşinden yapılan toplar yağmurda 6-7 kiloya gelip kullanılmazken şimdi dünyanın en teknolojik toplarını kullanırken, toprak sahalarda oynanırken şimdi çok daha iyi çim sahalarda oynanıyor, bunlar ruhunu bozmuyor da o niye bozsun. Oyunu daha güzel ve keyifli hale getiren her şey yararlıdır. Her şeye romantik ve nostaljik bakmamak lazım. Ben her şeyin kullanılmasının taraftarıyım.

Bilal Eren: basketbolda var mı böyle bir çaba?

Kaan Kural: basketbolda çok fazla var. mesela en basiti NBA de hakemlerin videoyla pozisyonun tekrarını izleyip kararı değiştirme imkanları var artık. Her pozisyonda değil ama bazı önemli yerlerde bakılıyor.

Bilal Eren: teknolojinin kullanılmasının iyi olduğunu düşünüyorsunuz.

Kaan Kural: her şeyi nasıl kullandığınızla alakalı bir konu bu. Olumlu kullanabilirsiniz yada olumsuz kullanabilirsiniz.

Bilal Eren: Türkiye’ye gelecek olursak bizim kulüplerin sosyal medya kullanımını nasıl buluyorsunuz?

Kaan Kural: son derece başarısız buluyorum. Çünkü sosyal medya aradaki mesafeleri daraltıp iletişimi çok güçlü kılabilecekken tam tersine düşmanlığı daha da besleyen yerler oluyor. En basit örneği; real Madrid şampiyon oldu şampiyonlar liginde 10 dakika sonra Barselona resmi hesabıyla tebrik etti. Böyle şeyleri gördüğümüz zaman toplum içindeki bu gerginlikleri ve sorunları azaltmak için çok iyi bir yer olabilir. Daha nazik ve esprili yaklaşmak için çok güzel bir köprü olur.

Bilal Eren: spor zaten bunun için de bir kanal değil mi?

Kaan Kural: tabiî ki.

Bilal Eren: bizde olumlu örnekler var mı bu şekilde?

Kaan Kural: gurbetçilerimizin olduğu ülkeler dışında pek aktif değiliz. Ama azda olsa yavaş yavaş başladı.

Bilal Eren: aslında çok güzel özetlemiş oldunuz. Sporun teşvik edilmesi, pazarlaması, markada değerinin yükselmesi ve sizin tabirinizle yayılması için sosyal medyanın çok fazla etkili olduğunu bizzat tecrübelerinizle aktarmış oldunuz. Sizin kişisel olarak twitter kullanımıyla alakalı felsefeniz nedir?

Kaan Kural: twitterda okadar çok negatif elektrik oluyor ki. Genelde NBA dışında çok fazla kullanmıyorum. Paylaşımlarım son derece sınırlı oluyor. Twitteri NBA sözcüsü olarak kullanıyorum.

trtradyo1
Bizi Takip Edin

Bu habere yorum yap