Dijital Hayat’ta Bu Hafta “Nedir Bu Nesnelerin İnternet’i ” Konusu Konuşuldu

Cisco Türk Genel Müdürü Cenk Kıvılcım Dijital Hayat Programında Bilal Eren'in konuğu oldu.

19 Şubat 2016

nedir-bu-nesnelerin-interneti

Her cuma TRT Radyo-1 de Teknoloji ve İnternet’in hayatımıza etkilerinin konuşulduğu, Bilal Eren’in sunumunu yaptığı Dijital Hayat programının bu hafta ki konuğu Cisco Türk Genel Müdürü Cenk Kıvılcım oldu.

Bilal Eren: Nedir bu nesnelerin İnternet’i ?

Cenk Kıvılcım: Nesnelerin İnternet’i çok basit bir kavram. Bu güne kadar yaptığımız işlerle alakalı bilgileri bilen ama bunu bize aktaramayan nesneler düşünün. Bu koltuğu düşünelim; bu koltuk yıllardır oturuyorsunuz. Bugüne kadar bir bilgi alamıyorduk. Oysa bu koltuk bir çok şey biliyor. Mesela koltuk kilonuzu biliyor, biraz arkaya yaslanıyorsunuz nefes ritminizi biliyor, kalp atışınızı biliyor, bu güne kadar bu koltukta bilgi varken biz bu bilgiyi bir türlü alamıyorduk. Bu koltuğa bir sensör koyduk. Bu sensör kalp atışınızı ölçüyor kilonuzu ölçüyor. Spora meraklı bir insansınız bir rejim yapayım  diyorsunuz. Bu rejimi yapmak içinde cep telefonunuzdaki bir sağlık programında bir hedef koydunuz. Bu nesneler birbirleriyle haberleşmeye başladılar. Koltuğunuzdaki sensor sizin rejime girdiğiniz fark edecek ve siz her koltuğa oturduğunuzda eğer kilonuz gittikçe artıyorsa ve sizi telefonunuzdan uyardığında telefonunuzda size yemek önerilerinde bulunacak. Bugün ki teknolojiyle bunları yapabiliyorsunuz. Bunun bir adım ötesine gidelim. Farz edin ki siz bir iş yerindesiniz ve bütün çalışanların bilgileri kendi rızalarıyla alınıyor ve bunun ile öğlen yemek menüleri belirleniyor. İnsanların aldığı kiloyla doğru orantılı olarak. Nesnelerin interneti aslında çok basit olarakdan bu. Ne yapıyoruz yani biz; bu güne kadar dili olmayan, bilgisi olup da o bilgiyi aktaramayan bir nesneden bu bilgiyi aldık. Dolayısıyla nesnelerin interneti korkulacak bir şey değil tam teresi insanlığın daha hızlı kara alabilmesi için onların önüne opsiyonlar koymayı sağlayacak, gerekli veri analizlerini yapmak için buradaki nesnelerin internete bağlanması ve verilerin çekilmesi. Yine aynı şekilde örnekler üzerinden açıklayabilirim. Radyo dinleyen arkadaşlarımdan bir ricam var; bu örnekleri dinlerken biz kendi ortamımızda kendi işyerimizde ne tür ihtiyaçlarımız var ve teknoloji bunu nasıl karşılayabilir. Bunları düşünsünler. Çünkü bu fikirleri sonrasında iş imkanlarına döndürebilirler. Yani yazılım yapabilirler, veri analizi yapabilirler ve bu tür konularda yeni fikirler oluşturabilirler. O yüzden nesnelerin internetinden korkmasınlar. Nesnelerin interneti çok fazla iş imkanı yaratacak genç arkadaşlara. Bir fabrikayı düşünelim. Fabrikanızın üretim hattının durmaması lazım. Fakat gün gelir bir arıza oluyor ve üretim hattı duruyor. Buda verimlilik kaybı oluyor. Genelde fabrikalarda %70 üstü verimlilik iyidir. Üretim hattına sensör koyduğunuzu düşünün ve o üretim hattının sürekli karakteristik değerini analiz ettiğini düşünün. Şunu görüyor bu üretim hattı 8 hafta sonra bozulacak. Ve bunun bazı fabrikalarda pilot projeleri yapılıyor. Bilgiyi aldıktan sonra ne yapacağız asıl soru işareti bu. Bunun üzerine hemen fabrika müdürüne şöyle bir analiz geliyor. Üretim hattımız 8 hafta sonra bozulacaktır. Bunun sonucunda bakım firmasıyla kontak kuruluyor ve o tarihe bakim isteniyor. Yada yedek parça isteniyor. Fakat farz edin o yedek parça şuan Türkiye de yok 12 hafta sonra gelecek. Bir anda müdürün önüne şöyle bir opsiyon düşüyor. Eğer bu şekilde çalıştırmaya devam edersen 8 hafta sonra bozulacak ve 4 hafta çalışmayacak. Yani %33 kayıp var. veya sen bunu %90 kapasiteyle çalıştır ve %10 kayba karşılık 12 hafta çalıştır. Bakın müdür çok kritik bir kararı nesnelerin interneti sayesinde verebildi.

Bilal Eren: O zaman akıllı bir fabrikanın sahibi olmuş oldu bir anlamda. Bu akıllı kelimesi birçok kelimenin balına geçiyor. Aslına bu verileri toparlayıp işlemesi halinde akıllı oluyor değil mi?

Cenk Kıvılcım: Kesinlikle doğru. Biz buna dijitalleşme de diyoruz. Biz buna her şeyin interneti diyoruz aslında. Niye sadece nesnelerin interneti değil çünkü bakın nesneden bir bilgi aldınız ama bu bir veri oluşturdu. O veriyi işlediniz ve bir prosese koydunuz.

Bilal Eren: Bu veriler tek başına hiçbir şey ifade etmiyor o zaman. 2. Bir iş var orada. Her yerden toplanan bilgilerin işlenmesi de kıymetli.

Cenk Kıvılcım: O yüzden ben gençlere şunu tavsiye ediyorum. Yeni iş kolları ortaya çıkıyor. Mesela dijital stratejilerini belirleyecek insanlar olacak. Bizde şuanda var o pozisyon. Birde data madenciliği dediğimiz işler var. buda çok değerli bir iş alanı olacak ileride. Bunları üniversitelere akademilere sokmamız gerekiyor. Genç arkadaşlarımızın merakları varsa kafalarını yormaları lazım. Çünkü o kadar çok veri olacak ki. O verinin nasıl analiz edildiğini de bulmanız gerekiyor. Doğru bilgiyi çekmekte yeni bir iş kolu olacak. Geçen sene dünyada bu işe kafa yormaya başlayan 300bin tane insan katıldı. 2013 yılında 170 bindi şuanda 300binlerde. %40 artmış durumda. Eğer yapılan yorumlara bakarsanız. Milyarlarca dolar para bu alana akmaya başladı.

Bilal Eren: Bir çok sektörde bu dediğiniz nesnelerin interneti kullanılabilir o halde.

Cenk Kıvılcım: Mesela yollarda yeşillendirme çalışmaları var. ve bunların otomatik sulama sistemleri konuluyor. Toprağın içine bir sensor koyuyorsunuz ve toprak kuru olduğunda çalışması için. 2. Bir yöntem daha olabilir; meteoroloji ile bu sistem kontak kurar ise yağmur yağacağı zaman çalışmaması olabilir. Bu şekilde şehirlerde %50 su kaybını önleyebiliyoruz. Trafikten de bahsedebiliriz. Mesela park problemi yaşadığımız caddeler taksim ve Nişantaşı. Aslında buralardaki trafiğin %30ü park yeri bulmak için dolaşan araçlar. Akıllı parkometre yapıyoruz. Bu sayede cep telefonunuza yüklediğiniz uygulamayla gideceğiniz yere en yakın yerdeki park alanında yeriniz rezerve ediyorsunuz. Bu kamerayla da kontrol ediliyor böylece sizin yerinize başkası girmiyor. Siz diyorsunuz ki 15dk sonra geleceğim ve 2 saat boyunca burada duracağım. Ve burada durduğunuz süre boyunca orayı size rezerve ediyor ve ödemeyi sizin kredi kartınızdan yada mobil ödemeyle alıyor.

Bilal Eren: Buradan is parka duyurulur o halde.

Cenk Kıvılcım: Zaten çalışıyoruz. Bunlar olabilecek örnekler. İstanbul’da ki arabaların gaz ve fren pedalları çektiğini dilleri olsa da aktarsalar. Evet artık dilleri olabilir. Oraya koyacağınız sensörler ile ne kadar çok frene basıyorsunuz, ne kadar çok gaza basıyorsunuz, arabayı ne kadar iyi kullanıyorsunuz bunları da artık öğrenebiliyoruz. Arabalarda bu bilgiler artık mevcut. Sigorta şirketlerinin ilerdeki düşündükleri nokta şu; ben buradan sürücünün profilini alayım eğer arabayı sert kullanıyorsa hızlı kullanırsa ona göre prim ödetecek. Dediğim gibi akıl her nesnenin içine girecek ve buradan çıkan veriyi biz çok güzel bir şekilde analiz edip kullanacağız.

nedir-bu-nesnelerin-interneti-01

Bilal Eren: O zaman bu nesnelerin interneti insanlık açısından faydalı işler getirecek.

Cenk Kıvılcım: Doğru şekilde kullanıldığı zaman teknoloji her zaman için insanlığın işine yarar.

Bilal Eren: Bir tartışma var 4. Endüstri devrimi insanların acaba aleyhine kullanılabilir mi? Bu çok konuşuluyor. Verilerin güvenliği açsından bir sürü tartışma var.

Cenk Kıvılcım: Bilgilerin nerede toplandığı ve siber güvenlik konularına bizde şirket olarak çok kafa yoruyoruz. Güvenlik anlamında çok fazla firmayı da yakınlarda satın aldık. Buda çok önemli olacak. Mesela bu güne kadar bilgisayarınız hackleniyordu. Bugün beklide ampulünüz hacklenecek. Çünkü sizin ampulünüz internete bağlı olacak ve biri sürekli açıp kapatıp rahatsız edecek. Bu risklerin önüne geçebilmek için siber güvenlik önlemlerinin alınması çok önemli olacak. Bunlar yeni iş alanları. Arkadaşlar bunlara fırsat olarak baksınlar. Hiçbir zaman için buna tehdit olarak görmeyelim. Bu işler zamanla demode olacak. O park yerinde fiş kesen arkadaş işimden olacağım diye korkmak yerine, bakım kısmına yöneleyim sensorleri tamir etmeyi öğreneyim diye düşünmeli.

Bilal Eren: Ülkemizin durumu bu konuda ne durumda?

Cenk Kıvılcım: Finans sektörünü taktir ediyorum. Teknolojiyi çok iyi kullanıyorlar mobil bankacılık, tablet bankacılığı, atmler.

Bilal Eren: İnterneti öğrendik değil mi?

Cenk Kıvılcım: Biz genç bir nüfusuz. Dolayısıyla tüketmeye çok meraklıyız. İnterneti çok hızlı tüketip çok hızlı öğrendik. Burada birazcık iğneyi kendimize batırmamız gerekiyor. Bu kadar genç bir nufüs ve bu kadar fırsatların olduğu alanda ne yapmamız lazım? Ben güney Afrika’da bir süre yaşadım. Orada çok dalga sörfü yapılır. O sporda da şöyle bir beklenti vardır; dalga gelecek ve ben üstünde sörf yapacağım. O dalgaya hazırlanan sörfçüler bir an önce bortların üstüne çıkmaya çalışırlar. Eğer doğru pozisyonu almazsanız o dalganın altında kalırsınız. Sizi metrelerce aşağıya itekler ve kayalara çarpabilirsiniz. Dalga üzerinde sörf yapmak dünyanın en zevkli işi. Eğer o dalgayı kaçırırsanız bir sonrakini beklemek zorunda kalırsınız. Dijitalleşme yani bir dalga. Teknolojinin bu tarafına artık bakmamız gerekiyor. Daha önceden yapılmış olanları bende yapayım demek yerine yapılmamış işlerde türkiyeyi nasıl pozisyonlayabiliriz diye düşünmeliyiz. Açık bir önerim var. Türkiye’nin kuvvetli olduğu sektörleri belirleyelim. Sizce kuvvetli sektörlerimiz neler?

Bilal Eren: Tarım.

Cenk Kıvılcım: Otomotiv, turizm, finans gibi. Mesela inşaat sektörü. Dünyada çinden sonra Türkiye 2. Sırada. Çünkü çok fazla yurt dışına da inşaat yapıyoruz. Fakat bunu sadece çimento, demir ve birazda dizayn olarak düşünürsek; bundan 10 sene sonra belki hala 1 milyar dolarlık yurt dışında inşaat yapacağız ama buradan kazandığımız paradan daha çoğunu bunu akıllı bir bina olmasını sağlayan bir firma kazanacak. Çünkü o asansörünü, elektriğini, klimasını, camlarını her şeyini akıllı yapacak. Ve bununla sizin evinizi dışarıdayken telefondan kontrol etmenizi sağlayacak ve burada bir değer yaratacak. Çok basit bir teklifim var. TOKİ’yi düşünelim. TOKİ bugün alt gelir grubuna da ev yaptırıyor, üst gelir grubuna da yaptırıyor. Mevzuatta değişiklik yapalım. Üst gelir grubundaki evler akıllı olsun. Akıllı olma mecburiyeti getirelim. Ama bir koşulla. Bunun teknolojisini şuanda yapmış olan firmalar var. onlarla rekabet etmeye gerek yok. Ama şuanda akıllı bina yazılımına dünyada hakim olan hiçbir ülke yok. Madem biz Türkiye olarak binalar konusunda bu kadar iyi durumdayız. Türkiye’den yazılım firmaları çıksın ve bunlar akıllı bina yazılımı yapsınlar. Teknoloji firmalarıyla beraber çalışsınlar ve bunu dünyada satalım.

Bilal Eren: Sizin uluslar arası bir şirketin genel müdürü olarak bunu söylemenizi çok önemsiyorum. Diyorsunuz ki sadece bizi tercih etmeyin yaratın beraber iş birliği yapalım.

Cenk Kıvılcım: Dijital dönüşüm dediğimiz yeni dalga tam bir ekosistem. Artık hiçbir firma uçtan uca bu sorunları tek başına sağlayamayacağını biliyor. Herkes ekosistem kurma derdinde. Bunda da firmalar stratejisi olan ve fırsat yaratan ülkelere gidiyorlar. Bugün Almanya ve Fransa çok öne çıkmış durumda. Amerika hala 4g’nin keyfiyle oradaki fırsatları değerlendirdikleri için onlar şu anda rahatlar. Ama Avrupa eyvah ben 3g den 4g’ye hızı geçiremedim kaçırdım diyor. Şimdi endüstri 4.0 geldi. Az önceki teklife gelecek olursak; yani sektörlerimizi belirleyelim. Önemli olan sektörlerde ileriki rekabete hazırlanalım. Çünkü yarın bir bakacaksınız beklide sizin betonunuzdan dolayı değil akıllı kısmından dolayı başka bir firmaya kaptıracaksınız projeleri. Rekabette geride kalmamak için bu stratejiyi kullanmamız lazım. Bu bir ekip işidir. Çalışma grupları yapıp hep beraber çalışırsak gençlere de çok büyük fırsatlar çıkarırız. Aksi taktirde bizim gibi büyük firmalar stratejisi olan ülkelere gidiyorlar. O zamanda teknolojiyi biz oradan transfer eden ve adapte etmeye çalışan durumuna düşüyoruz. Oysa bizim kuvvetli olduğumuz sektörlerde yeni stratejileri biz geliştirebilirsek ve geliştirebiliriz canı gönülden inanıyorum, o zaman o teknolojiyi biz dünyaya satarız.

Bilal Eren: Gördüğüm kadarıyla gençlerle çok birlikte oluyorsunuz. Bizi dinleyenlerden belki size ulaşmak isteyen, firmanıza ulaşmak isteyen, bir fikri olan insanlar için bir kuluçka merkeziniz var mı?

Cenk Kıvılcım: Birkaç alanda çalışmalarımız var. 1.si Cisco akademi diye eğitim gönüllülerimiz var. bu arkadaşlarla birlikte gençleri iş ortaklığımız üzerinden eğitmeye çalışıyoruz. İş ortaklarımız ile kontak kurabilirler, bizlerle web sayfamız üzerinden ya da facebook üzerinden kontak kurabilirler. Biz geçekten arkadaşlarımızın öncelikle bu konularda bilinçlenmesini istiyoruz. Bilmediğiniz şeyden korkarsınız. Öncelikle bunun ne olduğunu iyi anlayalım, o zaman fırsatları görmeye başlıyoruz. O yüzden biz burada eğitimin çok önemli olduğunu görüyoruz. Öbür taraftan bizim iş ortaklarımız ile yaptığımız çalışmalarımız var. seminerler oluşturuyoruz, toplantılar yapıyoruz. Bunları da takip etsinler. Sosyal meyde üzerinden bize ve iş ortaklarımıza ulaşmaya çalışsınlar. Ama bu konularda meraklı olsunlar.

Bilal Eren: Bildiğim kadarıyla sizin böyle iş birlikleriniz de var.

Cenk Kıvılcım: Şuanda 670in üzerinde iş ortağımız var. bunların bir çoğu küçükte olsa konularında uzman firmalar. 100lerce akademi ve 20nin üzerinde üniversiteyle iş birliğimiz var. fırsatlar çok. Yeter ki arkadaşlarımız bu konuları merak etsinler. Korkmasınlar öğrensinler.

Bilal Eren: Bizim sizinde eğitmen olduğunuz bir akademimiz var. dinlemek isterlerse bizi de takip etsinler twitterdan.

Twitter: @cenk_kıvılcım

Cenk Kıvılcım: Şuanda çok aktif değilim ama dijital dönüşümde bayrağı elime almaya karar verdim. Ve çok yakında arkadaşlar takip etsinler çok fazla twitler görecekler benden.

trtradyo1
Bizi Takip Edin

Bu habere yorum yap