Dijital Hayat’ta “Sosyal Medya Boşanma Sebebi” Konusu Konuşuldu

Psikolog Serap Duygulu Dijital Hayat Programında Bilal Eren'in konuğu oldu.

30 Ekim 2015

sosyal-medya-bosanma-sebebi

Her cuma TRT Radyo-1 de Teknoloji ve İnternet’in hayatımıza etkilerinin konuşulduğu, Bilal Eren’in sunumunu yaptığı Dijital Hayat programının bu hafta ki konuğu İBB Medya A.Ş Genel Müdürü Bekir Kaplan oldu.

Bilal Eren: “Sosyal medya boşanmaya sebep oldu” Bu emsal niteliğindeki karar nasıl oldu?

Serap Duygulu: Balıkesir’de bir beyefendi eşinin internette çok zaman geçirdiğini ve bununda evliliklerini olumsuz etkilediğini iddia ederek dava açıyor. Sanıyorum yurt dışında yaşıyorlar. Yerel mahkeme, artık günümüzde herkesin çok zaman geçirdiğini ve bununda evliliği sarsacak nitelikte olmadığını söyleyerek boşanma davasını reddediyor. Ancak beyefendi bir üst mahkemeye taşıyor ve olay Yargıtay’a kadar gidiyor. Yargıtay da evlilik birliğini sarsacak bir zaman kaybına yol açtığı gerekçesiyle onaylıyor. Ve bu emsal niteliğinde bir karar oluyor. Ama muhakkak altında başka sebepler vardır. Çünkü tek başına sosyal medya böyle bir şeye yol açar mı derseniz aslında iki taraflı bakmak lazım. Tabi ki kişiler evliliğin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmiyorlarsa, ailelerinin, çocuklarının ya da özel hayatlarının büyük bir kısmını sadece internette ve ya sosyal medya üzerinde geçiriyorlarsa haklı olarak diğer tarafı zor durumda bırakıyoruz demektir. Çünkü birlikte geçirmek üzere yola çıkılmış bir evlilik kurumunda birisiyle aldatmak, başka işe zaman ayırmak gibi bir durum söz konusu olduğunda muhatabınızı biliyorsunuz. Ama sosyal medya dediğinizde orada koskoca bir evren var. Orada beyefendinin rakibi kim? Eşini kime karşı kazanmak istiyor? O yüzden bu tarz sarsılmış evliliklerde derin bir yalnızlık olduğunu düşünüyorum. Tabi ki tarafları dinlemek ve gerekçelerini öğrenmek lazım. Yargıtay’a kadar yansıyıp Yargıtay’ın değerlendirmesinde de böyle bir gerekçelendirilme söz konusuysa mutlaka altında başka haklı sebepler var diye düşünüyorum.

Bilal Eren: İlginç bir şey söylediniz ‘İnternet ile aldatma’. İnternet’te çok vakit geçirmek ve karşı tarafı ihmal etmek onu aldatmak anlamına mı gelir?

Serap Duygulu: Aslında zamanını, özel hayatını çalmaktır. Aldatmak derken reelde birisiyle beraberlik şeklinde bir aldatma olsaydı taraf muhatabını rakibini bilecek. Neye karşı savaştığını ya da neden o evliliği ya da ilişkiyi bitirmesi gerektiğini bilecek. Ama sanal alem dediğimiz koskoca bir alem. Ve bizim karşımıza görünmeyen bireyler sunuyor. Şöyle sunuyor örneğin, profiliniz de çok fazla arkadaşınız var ama gerçek anlamda bu insanları tanımıyorsunuz. Sosyolojik olarak bizim toplumsallaşmaya başladığımızdan bu yana çok ilginç bir tanımlama vardır. Bunu Desmond Morris’in kitabında görebilirsiniz. Der ki; “kişiler küçük kabileler halinde toplumsallaştılar” Ve bu kabile kültürü hepimizde var. Yakın arkadaş çevrenize baktığınızda yirmi otuz kişilik gruplar halinde yaşıyoruz. Ama sosyal medya dediğimiz alanda yüzlerce arkadaşımız var. Biz bu kadar insanı tanımıyoruz. Nasıl arkadaş olabiliyoruz. Bunların hepsine art niyetli ya da sosyal medyada niye olduğunuzla alakalı bir yaklaşımla baktığınızda bu değişebilir aslında. Bir evli çift için bunların hepsi rakiptir. Bir beyefendi neden sadece sosyal medyayı gerekçe göstersin? Hiç bir şey olmasa bile kendisiyle zaman geçirmek sohbet etmek, gününü değerlendirmek istediği eşinin kendisinden başka sadece bir ekrana kilitlendiğini düşünsenize. Şimdi konuşacak bir araya gelecek bir ortam olmadığında bu evliliği yürütecek temel dinamikler yok demektir. O zaman bunun adını bir beraberlikten başka bir yere koymak lazım. Bu bir evlilik değildir.

Mesela eve iş getirmek diye bir kavram vardır bizde. Bunu bize sosyal medya yaptı. Kendimize neden biz sosyal medya dayız diye sormalıyız. Mesela evinde oturan, ev işi yapan, çocuğunu okula götürüp getiren, işine gidip gelen bir insanın özel hayatında eşiyle beraber olmaması nasıl bir etkiyse sosyal medyada kontrolsüz halde bulunmak da yanı etkiyi yaratıyor. Biz beyefendi eve geç geldiğinde sorguluyorsak o insan ne yaparsa yapsın bu insan o ailenin hayatında yoktur. İşte bu ne demek ise sosyal medyada bulunmak da bu demek.  Tabi ki o arada yaralayıcı başka unsurlarda var. Açık söylemek gerekirse sosyal medya bizim teşhirci ve af edersiniz röntgenci yönümüzü ortaya çıkardı. Karşı komşumuzun kim olduğunu nasıl olduğunu tanımıyoruz ama yüzlerce insanı takip edip kendimizi de takip ettiriyoruz. Aranın bu kadar uçurum olması bizi de derin bir yalnızlığa itiyor. Belki de yalnızlıktan dolayı kalabalık olduğunu düşündüğümüz için sosyal medya dayız.

Bilal Eren: Bunun sonuçlarından biride evlilikleri çatırdatıyor değil mi?

Serap Duygulu: Evet çok ciddi şekilde. Aslında doğru kullanılırsa çok kıymetli bir mecra olduğunu düşünüyorum. Yeni bir şeyle karşılaştığımızda hep aman diyoruz. Ama hepsinin doğrusunu da yanına eklemeliyiz. Bugün Amerikan Pediatri Derneği çok önemli bir karar açıkladı. Şiddet kavramının çocuklarda doğru oyunlarla yönetilebildiğini ve yönlendirilebildiğini ortaya koydu. Bunlar strateji oyunları, bir yeri fethetmek, bir savaşı kazanmak gibi duyguları kazandıran oyunlardır. Ama kafa uçurmak, kan dökmek doğru değil. Bilgisayar oyunlarını da doğru yönetir ve kullanırsak değerli ve yararlıdır.

Biz ebeveynlere de hala aynı şeyi söylüyoruz. Çocuklarınızla beraberken sakın televizyon seyretmeyin. Onlar büyüyecekler ve üç gün sonra isteseniz de onları bulamazsınız. Hazır karşınızda sizinle konuşmaya müsait bir kitle varken bunu değerlendirin diyoruz.

sosyal-medya-bosanma-sebebi 01

Bilal Eren: Evlilik için sosyal medya nasıl faydalı olur?

Serap Duygulu: Aslında hep kötü tarafını söylüyoruz şimdi ben farklı açıdan söyleyeceğim. Siz evliliğinizi düzeltmek ve eksiklikleri tamamlamak istiyorsanız orada öğreneceğiniz çok fazla şey var. mesela bizim gibi uzmanların yazılarını okuyabilirsiniz.

Bilal Eren: Sizin yazılarınıza nasıl ulaşabilirler?

Serap Duygulu: Kendi web sitem var. SerapDuygulu.com.tr, Hürriyet Aile de yazıyorum, Anne Bebek Dergisinde köşe yazıyorum. Onun dışında sosyal medyanın hepsinde varım. Ama şöyle varım; bir olay olmuşsa insanları bilgilendirmek için onunla ilgili yorum yazıyorum, paylaşımlar yapıyorum, çünkü bende oradan besleniyorum. Herkes bunu uygularken biz bunu reddedemeyiz. Böyle bir çağda bunu nasıl daha doğru yönetebilirizi konuşmak lazım. Bir ara bilgisayarlar ne kadar kötü sosyal medya ne kadar kötü dedik ama şimdi hepimiz kullanıyoruz.

Evlilik konusunda da nasıl beslenebiliriz, daha iyi nerelerden ne tür bilgiler edinebilirizi araştırabiliriz. Ben bir takım sorunlar yaşıyorum, uzmanlara nasıl ulaşabilirim diyerek kullanabiliriz. Ama başkalarının ilişkilerini evliliklerini devamlı örnek gösterirseniz bu ilişkiler zaten yürümez.

Biz maalesef gördüğümüze çok çabuk inanıyoruz. Türkiye’ye yeni bir şey geldiğinde onunla ilgili bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz. Lütfen sosyal medyada görünen ışıltılı hayatlara inanmayın gerçek o değil. Evlilik sosyal medyadan beslenerek korunacak bir şey değil. Sosyal medya adı üstünde bir takım bilgiler edinip görüşler beyan edebileceğiniz bir alandır. Ama evliliği korumak ve sürdürmek için görmeniz gereken kişi arkanızdaki kişidir. Evliliğinizle ilgili problemi önce eşinizle konuşamayıp gelip sosyal medyada çözüm arıyorsanız bu çok yanlış. O evliliği yıkmak için ilk dinamiti siz koymuş olursunuz. Çözemediğiniz takdirde sosyal medyada uzmanları bulup oradan yardım alabilirsiniz. Evliliği beslemek sosyal medyadan mümkün değil.

Rahmetli babamın çok güzel bir sözü vardı ‘ allame-i cihan olsan evinin kadınısın’. Ben işimle ne kadar uğraşırsam uğraşayım en sonunda evime gelip çocuklarımla eşimle ilgilendiğim zaman babam bana bunu söylerdi.  Sorumluluklarınızı ihmal etmeyeceksiniz. Evinize girdiğiniz anda sizin sosyaliniz o evdir. Önce orayı doyuracaksınız ve oradan besleneceksiniz sonra sizin için sosyal medya alanı başlayacak. Bu da çocuklarınız yattıktan eşinizle sohbet ettikten sonradır. Bu mümkünse artık konuşmaya doyduğunuz anda olmalıdır.

Bilal Eren: Sizin hürriyetteki yazınızda o ışıltı hayatla kendi hayatlarını kıyaslamayla alakalı yazınızı okudum bu çok yanlış bir durum değil mi?

Serap Duygulu: Aslında olmayan bir birey bir hayal için sizin arkanızda duran birlikte yola çıkmak üzere sözleştiğiniz insanı ezmek demektir bu. O zaman bu şekilde kendinizi de değerlendirin. Acaba karşınızdaki kişi kendisini aşağılayan bir insanla hayat sürmek istiyor mudur acaba.

Sosyal medyayı gerekçe göstererek yıkılan evlilikler çok yer etmeye başladı. Moda deyimle buna uyuşmazlık fikir anlaşmazlığı deniyor. Tamam, şu ana kadar her şey iyidi de orada gördüğünüz hayatlardan sonra kendi hayatımı nasıl düzeltebilirim, beğenmediğim eşimin hayatını da kendi hayatımı da nasıl olumlu etkileyebilirim diye düşünmeden suçlayıcı ifadeler kullanırsa bu çok tehlikelidir.

Biz televizyonlar hayatımıza girdiği andan itibaren komşuluklarımızı kaybettik. Bizim bunları nasıl kazanırız diye düşünmemiz lazım. Ben isterim ki sosyal medyada örgütlenelim bir araya gelip kendi gruplarımızı oluşturalım, kendi mahallemizde ki insanlarla tanışalım hep beraber birlikte etkinlikler yapalım. Bunu yapan insanlar da var. Ben örgütlenerek çok güzel işler yapan insanlarda tanıyorum kendimde bunların içerisindeyim. Bir ihtiyacım için destek çağrısında bulunabiliyorum. Ama tutup da kim ne yapmış ne demiş bu değil. Bu şekilde çok da mutluyum.

Sosyal medya bulunduğunuz ortamda onay alma kabul görme duygunuzu besler. Bu aslında normal ama bu ışıltıya kendimizi kaptırmamalıyız.

Bilal Eren: Ben bu konularda çalışan birisi olarak bunun zararlarını görebiliyorum ve sizi bu konuda kanaat önderi olarak görüyorum. Bu konuda yazılar yazarak bizlere önderlik etmeniz lazım.

Serap Duygulu: Yeni bir yazım geliyor inşallah. ‘sosyal medya depresyonu’. Bunun insanlarımıza faydalı olacağı düşüncesindeyim

Bilal Eren: Peki dinleyicilerimiz sizi nasıl takip edebilirler?

Serap Duygulu: İnternetteki web sitemden yazılarımı paylaşıyorum. Web sitem aracılığı ile benim takip ederek yazılarımı okuyabilirler.

trtradyo1
Bizi Takip Edin

Bu habere yorum yap