Dijital Hayat’da Sosyal Medyada Mülteciler Konuşuldu

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Gör. Yusuf Adıgüzel Dijital Hayat Programında Bilal Eren'in konuğu oldu.

18 Mart 2016

Her cuma TRT Radyo-1 de Teknoloji ve İnternet’in hayatımıza etkilerinin konuşulduğu, Bilal Eren’in sunumunu yaptığı Dijital Hayat programının bu hafta ki konuğu İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğr. Gör. Yusuf Adıgüzel oldu.

Bilal Eren: Öncelikle mülteci tanımıyla başlayalım. Nedir mülteci?

Yusuf Adıgüzel: Mülteci dediğimizde kendi yaşadığı topraklarından vatanından ait olduğu yada pasaportunu taşıdığı ülkeden can, mal güvenliği ve ya siyasi görüşünden dolayı orada bir emniyet olmadığı için ve ya baskı görmediği için oradan ayrılmak durumunda kalan, en önemli noktada kendi ülkesinin korumasından faydalanamayan kişi başka bir ülkeye giderek koruma talep ediyor.  Bunu içerisinde ekonomik boyutta olanlarda var. Onları daha çok ekonomik mülteci, ekonomik göçmen olarak ayrıştırmak lazım.

Bilal Eren: Bir kısım mültecilerin e devletten numara almaları hakkında neler söyleyeceksiniz.

Yusuf Adıgüzel: Hem insan hakları evrensel beyannamesi hem de Birleşmiş Milletler Hukuku bir insanın hayati riski tehlikesi varsa başka bir ülkeye sığınma hakkını garanti altına alıyor. Her ülke bunu kabul etmek zorunda. Türkiye’de bunu almak durumundaydı. Almamak gibi bir şansı yok. Sınırlarımızı açmak zorundayız. Bunlar ani şekilde geldikleri için geçici kimlik kartları verildi. Sadece koruma altında olduklarını belirten kimlikle verildi. Bunlar 98 le başlayanlardı. 99 la başlayıp e devlete girebilmesi de artık bir nebze bunların daha uzun süre kalacakları hesap edilerek yapılmış doğru bir girişim olarak değerlendiriyorum. Bu sene başında çalışma haklarının korunmasıyla ilgili düzenleme yapıldı. Bir kişi çalışma hakkı elde ediyorsa onlar artık vergi mükellefi olacaklar, bordro düzenlenecek ve ya kredi işlemlerini takip edecekler. Bunları da e devletten takip edebilmeleri için böyle bir numaraya ihtiyaçları var. Bu iyi bir gelişme. Çünkü Suriyelileri nasıl değerlendiriyorsunuz diye sorulduğunda misafir olarak değerlendiriyoruz. Bu tanım hoş bir tanım değil. Çünkü misafirlik dediğin en uzunu on beş günlük olur. Ama Suriye savaşı önümüzdeki yıl altıncı yılına girecek, altı yıl misafirlik için çok uzun bir süre. Onlara da artık haklar verilmeli ve kedi çalışıp kendisi kazanmalı.

Bilal Eren: Mülteciler sosyal medya da nasıl algılanıyor?

Yusuf Adıgüzel: Önce isterseniz mülteciler sosyal medyada ne yapıyor, sonrada biz Türkiyeliler olarak mültecileri nasıl görüp değerlendiriyoruz buna bakalım. Öncelikle mülteci dediğimizde bunun senin benim gibi insan olduğunu kabul etmek lazım insanda sosyal bir varlıktır. Sosyolojide kullanılan bir söz var belki sadece tanrı tek başına yaşayabilir. İnsan tek başına yaşayamıyorsa mutlaka ir toplumla birlikte yaşamak durumunda uda insanın sosyal bir varlık olduğunu gösteriyor. Buda birlikte yaşamayı zorunlu kılıyor. Bu zorunluluğu mültecilerde beraber yaşamak kültürünü yaşamak durumundalar. Düşünün altı milyon kişi Suriye’den ayrılmak durumunda kalmış üç milyonu Türkiye’de yaşıyor. Ve eş dost akraba aynı kültüre sahip insanlar aynı mahallede yaşayabilir mi elbette ki yaşayamaz. Bunlar dağılan teşbih taneleri gibi dünyanın farklı yerlerine dağılıyorlar. Ve bunlarda akrabalarını, tanıdıklarını nasıl arayıp bulacaklar, etkileşime geçecekler, birbirlerinden nasıl haberdar olacaklar diye baktığımızda bunların imdadına sosyal medya yetişiyor. Suriyelilerin ve diğer mültecilerinde yaptığı yakınlarından haberdar olmak için sosyal medyayı çok aktif olarak kullanıyorlar. Göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı yerlere bakarsanız Avrupa’da da böyledir. İnternet kafelerde artık mültecilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde çok olmaya başladı. Haberdar olma işini internet üzerinden yapıyorlar. Ve çok aktif şekilde facebook kullanarak yapıyorlar. Facebook’u diğer sosyal mecralara göre daha fazla kullanıyorlar. Bir düğün bir taziye olduğu zaman onlardan haber almak için geri dönüş yapabilmek için aktif olarak kullanıyorlar.

Bilal Eren: Suriye’de ki internet nasıl?

Yusuf Adıgüzel: Tamamen kapalı değil. Cep telefonu üzerinden sağlanabiliyor.

Bilal Eren: Bizim tarafımızdan bakınca mültecilerin algısı nasıl? Mesela geçenlerde twitter da dolaşan bir şey gördüm. Madrid meydanında Hollandalı taraftarlar mültecilere karşı hoş olmayan davranışlarda bulunuyorlardı. Yani sosyal medya biraz mültecileri aşağılama mekanı olarak mı kullanıyor?

Yusuf Adıgüzel: Avrupa ile Türkiye hiçbir zaman kıyas kabul etmez. Geçenlerde İzmir’de bir mülteci çocuğa yapılan şey tepki olarak hepimizin gözleri önünde. Yani içsel olarak istemese dahi, Suriyeli halkı burada olmasın düşüncesinde olan insanlar dahi Avrupa kadar aşağılık bir hareketi yapmaz. Avrupa’da yaşayan mülteci sayısı Türkiye’dekinin yarısı kadar bile yok. Türkiye hoş görüsü olan bir ülke. Buda yeterli bir şey aslında. Sosyal medyada elbette ki mültecileri olumsuzlayan gruplar cemaatler var. Ama bunlar çok çok sınırlı. Bunlar kişisel tepkiler olarak kalıyor. Kitlesel bir şeye dönüşmüyor. Almanya’da ırkçı bir hareket var. Bu da sosyal medya üzerinden hareketleniyor. Bütün Avrupa’ya yayılma tehlikesiyle Avrupa’nın karsı karşıya kaldığı bir hareket. Avrupa’nın İslamlaşmasına karşı vatansever güç birliği gibi bir şey. Bunlarda medyayla besleniyorlar.

Bilal Eren: Karşı olmayan şahıslar sosyal medyada birçok sayfa açıp etiketler açıp karşı olmadığını belirtiyor. Ama karşı olanlar ise bir şekilde kendini saklıyor, demek ki bir şey den çekiniyor.

Yusuf Adıgüzel: Formel bir STK dan bahsetmiyorum. Sanal cemaatten bahsedersek, sosyal medyada Suriyelilerin Yanında olup onlar bizim kardeşimizdir diyen hesaplar çok fazla. Ötekiler daha bireysel tepkiler olarak kalıyor. Zaten bizim genimiz, dinimiz, kültürümüz böyle bir şeye müsaade etmez. Yapan gruplar ise daha marjinal gruplardır. Bizim gelenlere bakışımız bu açıdan Avrupa’ya göre daha farklı.

Bilal Eren: Devletin mültecilerle alakalı kurumaları var. Bu konuda o kurumlar bizleri bilgilendirmek için sosyal medyayı kullanıyorlar mı? Ve ya Arapça yayın yapa hesaplar var mı?

Yusuf Adıgüzel: Göç idaresi genel müdürlüğünün web sitesine baktığınızda orada hem Türkçe hem Arapça hem de İngilizce üç dilde yayın yaptığını görebilirsiniz. Mesela onların iş başvurularında kayıt olması için ne yapmaları gerektiği vs. Arapça ulaşabilecekleri linkler var. göç idaresinin çok hızlı bir şekilde Türkiye’de örgütlendiğini de söylememiz lazım. 2013 yılında yabancılar yasası çıktı. 2014 yılında bütün yabancılarla ilgili işlemler sivillere devredildi. Ondan öncesinde jandarma ve polis bakıyordu. Bir yılda yapılan hızlı bir geçişle bu sivil örgütlere devredildi. Ve illerdeki göç idarelerinde de Arapça, İngilizce bilen uzmanlar değerlendiriliyor.

Bilal Eren: Onlara o kültürü yaşatmaları, topluluk olduklarını unutmamaları içinde kullanılabilir. Birde dil sorunumuz var ve sosyal medya bu anlamda önemli. Aslında ülkemizde Avrupa’da yaşanan bu tip kötü haberler görünmüyor, duyulmuyor. İyi bir algımız var.

Yusuf Adıgüzel: Türkiye halkı kendisiyle bu anlamda gurur duymalı. Komşumuzun Suriye olması bizim onlara kötü davranmamızı gerektirmiyor. Bu iyi bir şey. Ülkemizde, diğer ülkelerdeki gibi tentelerin altında yaşamıyorlar. Türk halkı her zaman yardımcı olmaya çalışıyor. Ancak bunların kalıcılarmış gibi bir politika izlenmesine geç karar verdik. Suriye savaşının daha kısa süreceği beklentisinden dolayı ilk yıllarda kalıcı tedbirler alınmadı. Ancak şuan çalışma izninin verilmesi, eğitim hayatında onlara kapıların daha fazla açılması bu yönüyle kalsalar bile entegre olmalarını kolaylaştıracak adımlar olarak görülmesi lazım.

Bilal Eren: Bu entegrasyonda da teknolojinin ve ya internetin çok faydası olacaktır. Peki bizim bu kadirşinas ev sahipliğimizi dünyaya anlatabilmemiz için sosyal medyayı kullanabiliriz değil mi? Bu konuda çalışmalar var mı?

Yusuf Adıgüzel: sosyal medyada geçenlerde ‘sevgimizi örüyoruz ilmek ilmek’ diye bir kampanya vardı. Daha öncesinde Suriyeli çocuklar için bere ve eldiven ören bir vakıf vardı. Bu kampanya daha sonra Kızılay tarafından benimsendi. Daha sonra Hürriyet grubu  bu işe destek verdi. Bu işi kendilerine iş olarak gören bir kampanyaya dönüştü. Somut olarak böyle bir kampanya yapıldı. Yeni gelen mültecilere ya da Türkmen Dağı gibi yerlere yardım yapmak istiyorsanız bunu sosyal medya üzerinden twitter da ve ya facebook da sms numaraları paylaşılıyor. Oradan insanlara bir şekilde ulaşılıyor.

Bilal Eren: Takip edebileceğimiz bu türden hesaplar ve ya kurumlar var mı?

Yusuf Adıgüzel: Tabi ki Kızılay, Göç İdaresi, AFAD, İHH, Yeryüzü Doktorları var. Hesaplarına ulaşıla bilinir. Onun dışında da güncel bir kampanya varsa bu sitelerden ve hesaplardan zaten takip edilebilir. Birde sosyal medyadaki arama motorlarından ulaşılmak istenen kampanyalara ve ya etkinliklere ulaşılabilir.

Bilal Eren: Sizin, üniversitede bu konuyla ilgili bir çalışmanız var mı? Kişisel olarak çok ilgilendiğinizi biliyorum.

Yusuf Adıgüzel: Bu günlerde İstanbul üniversitesinde Göç Araştırmaları Merkezi kuruldu. Bu tür araştırmalara büyük bir destek vereceğini biliyorum.

Bilal Eren: Yusuf Adıgüzel hocamızı mültecilerle alakalı Adiguzel_Yusuf twitter adresinden takip edebilirsiniz.

trtradyo1
Bizi Takip Edin

Bu habere yorum yap