Bağlılık mı Bağımlılık mı?

Cep telefonları en sık kullandığımız teknoloji olarak gündelik hayatımızın olmazsa olmazlarından biri haline geliyor. Yeni modellerle birlikte gelen yeni özelliklere sahip olmak için hatırı sayılır paralar harcanıyor. İyi bir telefona sahip olmanın yanında telefonun sunduğu hizmetlerden yararlanabilmek için her an her yerden internete telefonla erişmemizi sağlayan internet paketi hizmeti de almak gerekiyor. Telefonunuzun markası, özellikleri adeta birer statü sembolü olarak görülüyor.

14 Ekim 2014

Cep telefonları en sık kullandığımız teknoloji olarak gündelik hayatımızın olmazsa olmazlarından biri haline geliyor. Yeni modellerle birlikte gelen yeni özelliklere sahip olmak için hatırı sayılır paralar harcanıyor. İyi bir telefona sahip olmanın yanında telefonun sunduğu hizmetlerden yararlanabilmek için her an her yerden internete telefonla erişmemizi sağlayan internet paketi hizmeti de almak gerekiyor. Telefonunuzun markası, özellikleri adeta birer statü sembolü olarak görülüyor. Telefon kadar yaygın olmasa da tablet kullanımının da arttığını söylemek mümkün. İlk göz ağrımız masaüstü bilgisayarların pabucu adeta dama atılıyor. Hele de internete bağlantısı olmayan bir bilgisayar artık neredeyse işe yaramaz kabul ediliyor. Cep telefonu, tablet, bilgisayar derken teknoloji hayatımızdaki egemenliğini her geçen gün artırmaya devam ediyor.

TÜİK tarafından 2014 yılında gerçekleştirilen Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre, çalışmaya katılan bireylerin %53,8’i internet kullanıyor. Türkiye genelinde internet erişim imkanına sahip haneler %60,2 olarak belirtiliyor. Bireylerin internete erişim amaçları arasında ilk sırayı sosyal medya alırken, bunu haber okumak takip ediyor ve internet üzerinden alışveriş artmaya devam ediyor. Düzenli internet kullanıcı sayısının da arttığının ifade edildiği araştırma verilerine göre bilgisayar ve internet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 olarak dikkat çekiyor.

Geleceğimizin teminatı olarak görülen gençler söz konusu teknoloji ve internet bağımlılığı olduğunda en riskli grubu oluşturuyor. Yeniliklere uyum göstermekte zorlanmayan genç nesil, teknoloji ve internetle birlikte gelen yeniliklere de uyum göstererek hayatında yer veriyor. Gelinen noktada internete bağlı olmak ile bağımlı olmak arasında pek farkın kalmadığı görülüyor. Yeni dünya düzeninin bizi getirdiği yer maalesef teknoloji ve internetin olmadığı bir hayatı cazip kılmıyor. Şüphesiz teknolojinin nimetlerinden yararlanmak gerek fakat gereğinden fazla teknoloji ve internet kullanımının yani bağımlılığın zararlarına dair pek yazılıp çizilmiyor. Oysa bu bağımlılık kullanıcıları hem fizyolojik hem de psikolojik olarak tehdit edici boyutlara ulaşabiliyor.

Bağımlılık ve Çeşitli Belirtileri

Bağımlılık, “bireylerin kendilerinin ruhsal ve bedensel sağlığına ya da sosyal yaşamına zarar vermesine karşın, belirli bir eylemi yinelemeye yönelik önüne geçilemez bir istek duymaları hali” olarak tanımlanıyor. Her ne kadar bağımlılığı sık sık madde kullanımıyla hatırlasak da işin boyutları burada bitmiyor. Diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi teknoloji ve internet bağımlılığında da benzer gelişim evreleri görülüyor. Bu evreler, Deneysel Kullanım yani merak ederek kullanım, Sosyal Kullanım yani bir sosyal grup içinde bulunmanın gereklerinden biri olarak grubun diğer üyeleri kullandığı için kullanım ya da zaten kullandığı için doğal olarak diğer kullanıcılarla aynı gruba dahil olmak,  Operasyonel Kullanım yani amaca yönelik kullanım olarak da ifade edilebilecek bu süreçte birey zevk almak, problemlerden kaçınmak ya da can sıkıntısını gidermek için kullanım, Bağımlı Kullanım yani herhangi bir sebep olmaksızın kullanım olarak ifade ediliyor.

Teknoloji ve internet bağımlılığı, yalnızca birkaç dakika diyerek saatler harcamaktan, teknoloji başında geçirilen zaman hakkında yalan söylemeye, uzun süre bilgisayar kullanmaktan dolayı fiziksel sorunlardan şikâyet etmekten, anonim bir kişiliğe bürünerek insanlarla internet üzerinden konuşmayı yüz yüze konuşmaya tercih etmeye, internete girmek için yemek, dersler ya da randevulardan ödün vermekten, internet başında çok fazla zaman geçirildiği için suçluluk duyuyorken bir yandan da büyük bir zevk almak ve bu iki duygu arasında gidip gelmeye, internete erişilemediğinde gergin ve boşluktaymış gibi hissetmekten, gece geç saatlere kadar bilgisayar başında kalmaya kadar birçok belirti gösterebiliyor.

Bağımlılıkla Mücadele

Teknoloji ve internet bağımlılığıyla mücadelede yetkili kurum Yeşilay Cemiyeti’dir. 2010 yılında yapılan Tüzük değişikliği ile derneğin amaçları arasına internet bağımlılığı eklenmiş olup 2013 tarihli tüzük değişikliğinde ise, aynı amaçlar korunmuş ve ekran bağımlılığı yerine teknoloji bağımlılığı terimi kullanılmıştır.  Bugün itibarıyla Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin; alkol, uyuşturucu, sigara, kumar,  fuhuş, internet ve teknoloji bağımlılığı olmak üzere 7 ana mücadele alanı vardır.

Bağımlılık sahibi bireylerin genellikle bağımlı olduklarını kabul etmedikleri görülüyor. Sağlık Bakanlığı tarafından verilen bilgilere göre, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde oluşturulan internet bağımlılığı polikliniğine bugüne kadar 2011 yılında 12, 2012 yılında 81 ve 2013 yılında 1 kişi olmak üzere 94 hastanın internet bağımlılığı konusunda başvuruda bulunduğu ve tamamının tedavi edildiği, 2014 yılında ise Mayıs ayı sonu itibariyle herhangi bir başvurunun yapılmadığı belirtiliyor.

Teknolojiye ve internete bağlı olmak ama bağımlı olmamak için bilinçli kullanımın yaygınlaştırılması gerekiyor. Bu konuda çeşitli kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri çalışmalar yürütüyor. Bunların yanı sıra eğitimcilere ve ebeveynlere de görevler düşüyor. Eğitimcilerin her fırsatta teknoloji ve internet konusunda öğrencileri bilinçlendirmelerinin, ebeveynlerin ise bu konuda bilgi sahibi olarak aile bireylerine rehberlik etmelerinin faydalı olacağı görülüyor. Velhasılıkelam, bilgi toplumu yolundaki Türkiye için hepimizin çok çalışması gerekiyor.

Öğr. Gör. Mustafa Bostancı


Yazar Özgeçmişi

1983 Kahramanmaraş doğumlu yazar, 2008 yılında Erciyes Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümü’nden mezun oldu. 2008 yılında ERÜ SBE Gazetecilik Anabilim Dalı’nda başladığı yüksek lisansını “Sosyal Medyanın Gelişimi ve İletişim Fakültesi Öğrencilerinin Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları” isimli teziyle tamamladı. 2010 yılında ERÜ İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2010 yılında başladığı doktora eğitimine devam eden yazar “Bir Siyasal İletişim Aracı Olarak Sosyal Medya: Türkiye Ölçeğinde Bir Alan Araştırması” başlıklı tez çalışmasını yürütmekte ve halen ERÜ İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında da eğitimler veren yazarın akademik çalışma alanları arasında Siyasal İletişim, Yeni Medya, Sosyal Medya ve İnternet Gazeteciliği yer almaktadır.

trtradyo1
Bizi Takip Edin

Bu habere yorum yap